| |
Eğitimde Drama
Uygulamaları
Kaynak :
www.egitim.com
Eğitimde Drama
Uygulamaları
Dramada bir organizasyon gereklidir. Bu nedenle çocuklarla drama
etkinlikleri yapılırken öncelikle göz önüne alınması gereken bazı
koşullar vardır. Daha sonra her tür eğitim etkinliğinde olduğu gibi
beklenen sonuçları elde etmek için bu koşullar yerine getirilerek,
dramanın uygulama basamakları gerçekleştirilmelidir. Bu bölümde eğitimde
drama sürecindeki öğelere, dramanın uygulama basamaklarına ve
yararlanılacak kaynaklara yer verilecektir.
A. Eğitimde
Drama Sürecindeki Öğeler
Drama süreci birbirini tamamlayan çeşitli öğelerden oluşan ve bu
öğelerin aralarındaki ilişkileri belirleyen bir bütündür. Drama
sürecindeki öğeler şu şekilde sıralanabilir:
Çalışma mekanı (çevre, araç ve gereçler).
Oyun grubu (katılımcılar).
Çalışmanın kendisi (uygulama).
Drama lideri (öğretmen).
1. Çalışma Mekanı
(Çevre, araç ve gereçler)
Drama etkinliklerini uygulamak için öncelikle uygun bir çevre
olmalıdır. Çevre ya da alan çok büyük olmak zorunda değildir. Ancak
çocuklara yeterli bir alan sağlanması önemlidir. Özellikle rahatlama ve
konsantrasyon çalışmaları sırasında çocukların birbirlerine
dokunmayacakları kadar geniş bir alanın olması gerekir. Ayrıca
ayakkabısız çalışmaların yapılacağı, gürültüsüz, güvenilir, sıcaklığı ve
aydınlatma koşulları uygun, rahat bir ortam olmalıdır.
Drama uygulanan çevre, çocuğa her ayrıntıyı hazır sunmalıdır. Bu nedenle
drama yapılan yerde, çocuğun zihinde canlandırmasına olanak verecek
gerçek veya gerçeğe benzeyen nesnelerin bulunması ve önceden
yerleştirilmeleri gerekir.
Drama sürecinde kullanılan araç, gereç ya da materyallerin diğer eğitim
ortamlarına göre farklı bir özelliği vardır. Bu özellik araç, gereç ya
da materyalin aslında farklı amaçlar için kullanılması, biçiminin
değiştirilmesi ya da birkaç nesnenin birarada farklı işlevler üstlenmesi
biçiminde açıklanabilir. Ancak önemli olan aracın katılımcının eline ve
kullanıma sunulmasıdır. Araç, gereçler drama çalışmalarında güdülemede
kullanıldığı için çocuğun duyularına hitap etmeli ve devamlılığı
sağlamak için yapılandırılmalıdır.
Dramada en sık kullanılan araç teyp, ses bantları ya da müzik ileten
diğer araçlardır. Teybin yanı sıra resim, fotoğraf, poster, yazı,
gösterim tahtası gibi görsel araçlar, karton, resim kağıdı, kukla,
renkli boya kalemleri, oyuncak, süs eşyası, kutu, vazo, eski giysiler,
ayakkabı gibi bozuk gerçek eşyalar, ev eşyaları, kitap, dergi, gazete,
afiş, broşür, gazete ve dergilerden kesilmiş haber, yazı, duyuru,
fotoğraf gibi basılı materyaller, slayt ya da tepegöz, projektör gibi
aygıtlar önemli araç gereçlerdir. Ayrıca dramada öncelikli temel amaç
katılımcı olduğundan, dokunma, koku ve tad alma duyuları da çalışmalarda
uyarıcı araç olarak kullanılabilir.
Drama uygulamasında kullanılacak araç-gereçlerin çocukların
(katılımcıların) ekonomik durumuna uygun, kolay bulunabilen, fiziksel
olarak zarar vermeyen, birçok amaç için kullanılabilen, hareket
özgürlüğünü kısıtlamayan, her an ulaşılabilen nitelik taşımasına dikkat
edilmelidir. Araç gereçler cinsiyet farkı gözetmeksizin kullanılabilmeli
ve çocuklarla birlikte oluşturulan araç sepeti, sandığı ya da kutusunda
saklanmalıdır.
2. Oyun Grubu
(Katılımcılar)
Drama grup ile yapılan bir çalışma olup, drama grubu bireylerden
oluşur. Bireylerin herbiri farklı deneyim ve özelliklere sahiptir. Bu
yüzden drama programında dikkate alınması gereken noktalardan biri de
katılımcılardır. Gruptaki katılımcıların yaşları, gelişim seviyeleri,
cinsiyetleri, ilgi ve ihtiyaçları dramanın nasıl yönlendirileceğini ve
çalışmanın zamanını etkiler.
Araştırmacılar, çocukların okulöncesi dönemden başlayarak drama
etkinliklerine katılmaya hazır olduklarını ortaya koyan çalışmalar
yapmışlardır. Sembolik oyunun iki yaşında başladığını belirten
çalışmalar, dramada önemli olanın mükemmel sonuç olmadığını
vurgulayarak, her yaştaki çocuğun yapabildiği kadarıyla drama
etkinliğine katılmasını uygun görmektedir. Hangi etkinliğin, hangi yaşta
uygun olduğunun kesin olarak belirlenmesinin güç olması, bu konuda ölçüt
olarak çocukların gelişimsel düzeylerinin dikkate alınmasını gerektirir.
Çocukların gerek oyuncu, gerekse izleyici konumundayken, konuya ilişkin
önceki deneyimlerini hatırlayabilecekleri ve yansıtabilecekleri bir
ortam içerisinde olmaları gerekir. Bu ortamda eleştiriler yapabilmeleri,
sosyal, duygusal ve bilişsel yönden bireysel farklılıklarının farkına
varabilmeleri, duyuya yönelik durumları yorumlayabilmeleri, dramanın alt
tekniklerini kullanabilmeleri duyusal ve heyecan verici durumları
keşfedebilmeleri sağlanır. Ayrıca çocukların yaratıcı hayal gücü ile
ilgili olarak nesne, çevre ve kavramlara tepki gösterebilmeleri, soyut
kavramları ifade edebilir hale dönüştürebilmeleri, düşüncelerini,
hislerini hareketle ifade edebilmeleri, bireysel gözlem ve sosyal
etkileşimlerinde dili kullanabilmeleri, kendini ve farklı karakterleri
vurgulamada seslerini kullanabilmeleri gerekir. Tüm bunların yan sıra
sorumluluk sahibi olduklarını gösterebilme, sosyal disiplin gösterme,
kendinin farkında olma, kendini keşfetme, benzer ve farklı yönlerini
keşfetme, grup ortamında bireylerle etkileşim kurma, problem çözme,
doğaçlama, rolleri üstlenme, oyun kurma ve yazmaya yönelik gelişimsel
yeterlilikte olmaları gerektiği de dikkate alınmalıdır. Görüldüğü gibi
drama etkinliğinde gruba katılanların kronolojik yaşı değil, herhangi
bir etkinliğe dikkatini yoğunlaştırması, ilgi göstermesi ve gerekli
hareketleri yapabilmesi için isteklilik ve gelişim seviyesi önemlidir.
Drama grubunda birlikte yaşama, üretme ve paylaşma süreci yaşandığından
tüm paylaşımlardan haz alınması için gönüllülük esası da dikkate
alınmalıdır. İyi bir işbirliği ve iyi bir grup ortamı yaratmak için
zamana karşı yarışılmamalı ve acele edilmemelidir. Bunun için dramaya
ayrılan süre, aşağı yukarı ne kadar zaman aldığı, denemeler yolu ile
belirlenmelidir. İlk kez drama yapılan grupta, çalışmalara basitten
başlanmalı ve karmaşık çalışmalara doğru gidilmelidir. Sağlıklı sonuçlar
alabilmek için grubun sayısı önceden belirlenmelidir. Yaş ve gelişim
düzeyiyle birlikte grubun özellikleri dikkate alınarak gruptaki çocuk
sayısına karar verilmelidir. Sayı bu niteliklere göre değişmekle
birlikte, 10-12 kişilik grupların ideal olduğu unutulmamalıdır.
Grubun belirlenmesinden sonra seçilecek etkinliklerde çocukların
görüşleri dikkate alınmalıdır. Çocuklar kendi seçtikleri etkinliklere
daha iyi konsantre olur ve kendi seçtikleri etkinliklerden daha fazla
zevk alırlar. Bunun yanısıra, göz-önünde bulundurulması gereken
noktalardan biri de, herhangi bir rolü oynarken başarısız olma risk ve
gerginliğini çocuğa yaşatmamaktır. Bu açıdan gerekli önlemler
alınmalıdır.
3. Çalışmanın
Kendisi (Uygulama)
Her drama etkinliğinin belirli bir yapısı ve düzeyi vardır.
Doğaçlama türü de dahil olmak üzere dramada belirlenen etkinliğin bir
başlama noktası, geçtiği bir yer ve oynanacak roller bulunur. Başlangıç
için bu yolları gösteren bir plan yapılması gerekir. Hazırlanan planda
bazı noktalar gözönüne alınmalıdır. Gözönüne alınması gereken noktalar
şu şekilde sıralanabilir:
Tema seçimi:
Çocukların ne öğrenmesi isteniyor? Örneğin; İşbirliği, para.
Çevre düzenlemesi:
Öğrenme en iyi hangi ortamda gerçekleşebilir.
Örneğin; Müze, süpermarket.
Çocukların rol seçimi:
Çocuklar kim olacak? Çocuklar deneyim kazandıkça değişik roller
seçebilirler.
Örneğin; Yolcu, müşteri.
Öğretmenin rol seçimi:
Kim olacağım? Öğretmen olarak kalıp, dramayı dışarıdan mı
yönlendireceğim, yoksa drama içinde yer alacak mıyım?
Çerçevenin belirlenmesi:
Bu dramadaki rollerin hangi bakış açısından ele alınacağını belirler ve
konsantrasyonu arttırır.
Örneğin; Makasını kaybetmiş terziler.
Odak noktası seçimi:
Drama hakkında çözülecek problem nedir?
Eylem seçimi:
Çocuklar ne yapacaklar?
Örneğin; Malları raflara yerleştirecekler.
Püf noktasının belirlenmesi:
Başlangıçta çocuğun konuya dikkatini çekebilmek için ne kullanılacağı
belirlenir. Bu işi öğretmen yapabileceği gibi, herhangi bir mektup,
herhangi bir kumaş parçası, herhangi bir resim yapabilir.
Örneğin; Öğretmenin Noel baba kıyafetiyle sınıfa gelmesi.
Her drama etkinliğinden sonra etkinlik hakkında konuşulmalıdır. Ayrıca
tüm drama etkinliklerinde ödül ve ceza yoluna başvurulmamak, sözel
ödülün aralıklı pekiştireç olarak verilmesine özen gösterilmelidir.
Drama çalışmalarının asla bir oyuncu eğitimi olmadığı, dolayısıyla
çalışmaların seyircilere oynanan bir temsil olarak hazırlanmaması
gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Drama programında dikkate alınacak noktalar dramanın hedeflerini
gerçekleştirirken, başarılı bir uygulamanın gerçekleşmesine neden
olacaktır.
4. Drama Lideri
(Öğretmen)
Drama etkinliklerinden beklenen yönde yarar sağlanabilmesi, önemli
oranda öğretmenin yaklaşımına, davranışlarına bağlıdır. Öğretmen
yönetici, yönlendirici ya da en çok kullanılan haliyle drama lideri,
drama çalışmalarında katılımcılara rehberlik eden kişidir. Drama lideri
drama sürecinin temellerinden ve önemli öğelerinden biridir. Çünkü grup
içinde bireylerin bir yaşantıyı ya da bir olayı kendi deneyimlerini de
işin içine katarak, oynayarak canlandırması ve anlamlandırması liderin
hedefleri ve yöntemleri ile belirlenir. Drama sürecinde ilk komutu
veren, sunan, değerlendiren ve yeniden uygulayan kişi drama lideridir.
Drama çalışmalarını planlayan, uygulayan değerlendiren kişi olan
liderin, eğitimde drama açısından karakteristik olan özelliği animatör
bir kişiliğe sahip olmasıdır. Çocuğun oyun oynama yetisini koruyup
geliştirecek olan bu kişinin, pedagojik formasyonu olan bir kişi olması,
aynı zamanda ısınma çalışmalarını, oynama, doğaçlama ve oluşumları
gösteriye hazırlamayı, danışma - görüşme ve bilgi edinmeyi, oyun
grubunun alıştırmalarını yürütmeyi ve en sonunda bu tür çalışmaları
grupla birlikte geliştirmeyi öğrenmiş olması gereklidir. Bütün bunların
gerçekleştirilebilmesi için de liderin nitelikli bir eğitim donanımına
sahip olması gerekir. Ayrıca çocuklarla çalışan bir kimsenin çocuk
gelişimi ve eğitimi konusunda bilgi sahibi olması da gerekir.
Bununla birlikte gelişim ve dramada eylem ve hareket önemli olduğundan,
etkinliklerde doğru ya da yanlışın sözkonusu olmaması nedeniyle liderin
sağlıklı ve tutarlı bir kişiliğe sahip olması beklenir. Görüldüğü gibi,
her yaş için yürütülecek olan drama etkinliklerinde drama liderinin
mesleki formasyonu; eğitim, psikoloji, gelişim psikolojisi, tiyatro,
müzik, plastik sanatlar, oyun ve tiyatro pedagojisi gibi alanları
kapsamalıdır. Drama lideri disiplinler arası bir ilişkide kendini
yetiştirmeli, yaratıcı nitelikler taşıyan, değişmeye açık bir kişiliğe
sahip olmalıdır.
Drama liderinin bir öğretmen olarak da öğretmen dayanışlarını
sergilemesi, ayrıca diğer belirli kişilik özelliklerini taşıması
gereklidir. Buna göre drama öğretmeni iletişime açık, istekli ve hazır
olmalıdır. Lider, anında durumlara çözüm getirici yaklaşımlar bulabilen,
gerektiğinde hemen karar verebilen, yetersiz kaldığında hangi bilgi
kaynaklarına ulaşması gerektiğini bilen, kendini ve başkalarını tanıyan,
uygulamada aktif olan bir kişidir. Aynı zamanda lider iyi bir dost, iyi
bir sırdaş iyi bir arkadaş olmalıdır. Sabırlı, tutarlı, hoşgörülü, güler
yüzlü, anlayışlı olmalı grubun güvenini kazanmalı ve drama eliğine sahip
olmalıdır. Drama etiğine (ahlakı) sahip olabilmek için liderde bulunması
gereken nitelikler şu şekilde sıralanabilir:
Öğretmenin kendi değerleri olmalı,
Atölyede yaşananlar orada kalmalı,
Lider demokratik, insana saygılı olmalı ve insana değer vermeli,
Sürekli araştırmak ve kendini geliştirmekle sorumlu olmalı,
İyi bir dinleyici olmalı,
Grubun durdurma, değiştirme, yönlendirme hakkına saygı göstermeli,
Sempatik ve doğal olmalı,
Dramaya katılanlarda bir etik oluşturmaya çalışmalı,
Grubu olumlu yönde geliştirmeye, birleştirmeye çalışmalı,
Lider kendisinin de gelişip öğrendiğinin farkında olmalı,
Dramanın sınırlarını bilmeli,
İşbirliği içinde olmalı, dürüst bir şekilde hareket edebilmeli,
Dramaya katılanların kendi yorumlarını, yargılarım, değer ve bakış
açılarını oluşturmalarına fırsat tanımalıdır.
Drama lideri, öğretmen davranışlarının sergilemesi açısından öncelikle
etkinlikler sırasında iyi bir gözlemci olmalıdır. Sınıfta ne olup
bittiğini bilimsel bir yaklaşımla analiz etmeli, görsel olarak
yakaladığı noktaları yüksek sesli tahminlerle çocuklara açıklamalıdır.
Öğretmen gözlemi etkinlikler dışında değil de kendiside etkinliklere
katılarak yapmayı tercih etmelidir. Sınıfta olumlu bir hava kurmalıdır.
Her çocuğun hislerinin ve duygularının önemli olduğunu kabul etmelidir.
Psikolojik yönden serbest bir ortam yaratmalıdır. Çocukların fikirlerini
ve davranışlarını kabul etmelidir. Çocukların daha çok yaşantı
geçirmelerine izin vermelidir. Yaşantı ortamını, aktif öğrenme ortamı
olarak düzenlemeli ve bu süreçte çocuğun ilgi istek ve yeteneklerini
gözönünde bulundurmalıdır. Çocuğun kendi içindeki gelişimini esas
almalıdır. Çocuğa öğrenmenin yollarını göstererek öğrenme eğitimi
vermelidir.
Bütün bu sayılanlar öğretmenin mesleki donanımı ile ilgilidir. Onun
sahip olduğu meslek bilgisi, yapacağı çalışmaları ne şekilde
planlayacağı, gerçekleştireceği ve değerlendireceğini etkiler. Mesleki
bilgisini uygulayabilmesinde faydalı durum ortaya çıktığında önceki
planını bırakma yeteneği ve istekliliğine, esnekliğine sahip olma
etkinliğin başarıya ulaşması açısından büyük önem taşır. Dinlemenin
karşılıklı bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Dinleme yeteneği ve
nitelikli uyarıcı sorular sorma yeteneği hedeflere ulaşma açısından
gereklidir. Ancak öğretmenlik mesleki bilgisine ilave olarak eğitimde
dramayı kullanmayı planlayan bir öğretmen, öncelikle dramanın değerine
inanmalı ve kendine "Dramanın, eğitimdeki önemine inanıyor muyum?"
sorusunu sormalıdır. Dramayı uygulamaya kesin karar verdikten sonra
etkinliği organize edebilmesi ve kontrol altında tutabilmesi için
etkinlik sırasında neler yapacağını net bir şekilde kestiremese de,
organizasyon için şu sorulan cevaplandırması gerekir:
Gruplar nasıl bölünecek?
Dramaya nasıl bir giriş yapılacak?
Drama için malzeme ve kostüm gerekli mi?
Yansıtma çalışmaları (Örneğin; hissettiklerini resimleme gibi) gerekli
olacaksa, uygun kaydetme malzemeleri (kalemler, boyalar, kağıt gibi)
kolayca temin dilebilir mi?
Sınıfın alanı nasıl kullanılacak?
Başka ne gibi kaynaklar gerekir?
Lider grupla çalışmaya başlamadan önce, bu sorular doğrultusunda
hedeflerini, içeriğini, yöntemlerini, değerlendirmesini planlamış,
kullanacağı malzemeyi sağlamış, çalışma ortamını da çalışma yapabilecek
hale getirmiş olmalıdır. Grup dinamiğine giden yolda katılımcıların
tanışma ve kaynaşmalarını sağlayacak iletişim, uyum, gözlem, etkileşim
çalışmalarını uygularken haz alma ve eğlence boyutunu gözardı etmemek
gerekir. Dramada liderin amaçları şu şekilde sıralanabilir:
Grubun etkileşim sürecine katılmasını sağlamalıdır.
Çocuğun dramada grup bilincine ulaşması, değer ve fikirlerine yanıt
verip, geliştirmesi, bir rolü benimseyip oynayabilmesi, rolü ve çeşitli
durumları söz ve devinimlerle inceleyebilmesi için deneme olanağı
sağlamalıdır.
Çocuğun gelecekte kendi duygu ve düşüncelerini seçip, bunları drama ile
şekillendirip sunması ve yaşam deneyimini artırması için cesaret
vermelidir.
Lider, çocukların sözlü ve yazılı dil kullanım alanlarını genişletmeli,
etkili bir dil kullanımına ve gelişimine ilgi göstermelidir.
Lider, çalışmalarda çocukların hoşnutluklarını ve eleştirilerini
geliştirmede, kendilerinin ve başkalarının değerini saptamada etkili ve
yardımcı olmalıdır.
Lider bu amaçlarını gerçekleştirirken etkinlik sırasında göz önünde
bulundurması gereken bazı önemli noktalara dikkat etmelidir. Bunlar şu
şekilde sıralanabilir:
Öğrencinin yaşantısına uygun olarak oluşturulan drama ortamında, çeşitli
araç-gereçlerin yapılıp kullanılmasında öğrencileri bağımsız bırakmalı,
ancak onlara katılarak eksiklikleri gidermeye çalışmalıdır. Bazı
etkinliklerde kullanılması gereken araç-gereç ve malzemeyi çocuğun
ulaşabileceği bir yerde bulundurmalı, araç gereçlerle çocuğa deney ve
keşif olanağı sağlamalıdır.
Eleştirici olmalı, ancak kısıtlayıcı olmamalıdır. Çocukların
yapabileceklerini onların yerine yapmamalı, öğrencilerin başarı
duygusunu tatmalarına olanak sağlamalıdır. Çocukların tüm yeteneklerini
kullanmalarına zemin hazırlamalı, liderlik duygularını ortaya
çıkarılması için rehberlik etmelidir.
Çocuk hata yapmaktan korkuyorsa, çocuğun hatasını ve kendisini kabul
ettirmeye yönelik çalışmalar yapmalıdır.
Çocukların duygularını ifade etmesinde öğretmenin davranışları ve tutumu
önemlidir. Çocukların duygularını ifade etmesinde öğretmenin iki
davranışı etkili olur. Bunlardan birincisi öğretmen kendi duygularını
çocuklarla paylaşarak, gocuklara model olmalı, ikincisi ise çocuğun
duygularını bastırmak yerine kabul edici tutum göstermelidir. Böylece
çocuğun kendine güven kazanması sağlanabilir.
Dramatik oyunlar sırasında deneyim arttıkça ortaya çıkan dialog
kargaşası ve gürültüden öğretmen endişelenmemelidir. Gürültü öğrenme,
paylaşma, yaratıcılık, gelişme ve heyecan unsurlarını içeren bir
esastır. Problem çözmeye yönelik olduğu sürece kaygılanmaya gerek
yoktur.
Öğretmen gerek etkinliğin başlangıcında, gerekse etkinlik sırasında ve
sonunda çocuklarla iletişim kurmaya, onların anlayabilecekleri
sözcükleri kullanmaya deneyimlerini paylaşmaya özen göstermelidir.
Etkinliğe katılım isteğe bağlı olmalı, çocuk asla zorlanmamalıdır. Ancak
kailim, sözcük kullanımı ve davranışlarla davet edici, özendirici bir
tavırla gerçek-eştirilmelidir. Etkinliğe davet ederken etkinliğin oyun
değil, drama olarak adlandırılmasına özen göstermelidir. Böyle bir
açıklama, etkinliği çocuğun kendine özgü bir çalışma olarak algılamasına
neden olacaktır.
Öğretmen çalışma konusunu önerebileceğini, neyin canlandırılacağını
söyleyebileceğini, ancak nasıl yapılacağını tarif etmemesi gerektiğini
unutmamalıdır.
Öğretmen dramada müdahale edeceği yerleri iyi bilmelidir. Bu durumlar şu
şekilde sıralanabilir:
Etkinliğine başlamayı bildirme,
Dramayı başlatma,
Sahneyi tanıtma, rolleri dağıtma, uygun malzemeyi yerleştirme,
Çocukların dağılıp pasifleştiğini hissettiğinde toparlayıcı ve harekete
geçirici sözel yönergeler verme,
Etkinlik sırasında etkinliğin oyun tarzındaki sürecini durdurup, gruba
ya da belli çocuklara soru sorma,
Etkinliği sona erdirme,
Etkinlik sonrası soru sorma ve tartışmayı başlatma,
Drama etkinliklerinden çıkarılacak (varsa) ders ve yargıları özetleme,
Etkinlik sonrasında yapılacak çalışmalara çocukları yönlendirme,
Çocuklara yaptıkları resim ve benzeri çalışmalarla ilgili soru sormadır.
Öğretmenin tüm bu müdahale aşamalarında yönerge verirken ses tonuna,
kısa ve net açıklamalar yapmaya özen göstermesi gerekir. Öğretmen sözel
anlatımı güçlendirecek biçimde tüm bedenini ve uygun yüz ifadesini
kullanabilmelidir.
Etkinlikler ve oturumlar arasında bir geçiş ve devamlılık yaratmaya özen
göstermelidir.
Öğretmen, dramada müdahale ettiği durumlardan biri olan tartışma ve
değerlendirme aşamalarında katılımcıları teşvik etmelidir. Tartışmada
açık uçlu soruların olması gerektiği ve soruların tek bir doğru cevabı
olmayacağını göz önüne alarak, eleştirilerin kişiye değil role yapılması
gerektiğini unutmamalıdır.
Son olarak öğretmen, drama etkinliklerinin asıl amacının çocukların
diğer insanları anlaması, kendilerini onların yerine koyması olduğunu
göz önünde bulundurarak, çocuklardan iyi bir oyuncu olmasını
beklememelidir.
Dünyada yaşayan bütün çocukların birbirlerini daha iyi anlama ve
değerlendirmeleri için başarılı bir drama liderine ihtiyacı
bulunmaktadır. B.
Eğitimde Dramanın Uygulama Basamakları
Dramada birbirinden
biçim olarak farklılaşan ve her çalışmada bütün olarak
alan üç aşama vardır. Bunlar;
Isınma ve rahatlama çalışmaları.
Oynama.
Rahatlama ve değerlendirme çalışmalarıdır.
1. Isınma ve Rahatlama Çalışmaları
Bir drama atölyesinde ilk olarak yer verilen çalışmalardır.. Bu
çalışmalarda grubu oluşturan bireylerin birbirleriyle bütünleşmesine
yönelik alıştırmalara yer alır. Katılımcılar, birbirleriyle tanışır ve
etkileşim kurarlar. Yaşayacakları yaşantılar için hazırlıklı ve istekli
hale getirilirler. Tanışma ile başlayan güven ısınmaya, uyum sağlamaya,
beş duyuyu kullanmaya, gözlem yetisini geliştir-e ve bedenini ve beynini
duyumsamaya yönelik çalışmalar bu aşamada yer sınma çalışmaları müzik ya
da ritm eşliğinde yürüme, koşma, zıplama, çek-itme, hayvan yürüyüşleri,
çeşitli zemin ve zamanlarda yürüme, gösterilen kete uygun ritm tutma
gibi çalışmalardır.
Isınma çalışmalarında bireyin kentle ilgili bilişsel, duyuşsal ve
devinimsel özellikleri incelemesi ve bu incele-onucunda karşısındaki
bireyi de bu açıdan görmesi sözkonusudur. Bu ısın-şamasının kuralları
kesin olarak belirlenmiştir ve sadece lider tarafından yürütülmelidir.
Güven kazanma, uyum sağlama, beş duyuyu kullanma, gözlem ye-geliştirme,
bedenini ve beynini duyumsama genel olarak kaynaştırma ve konsantrasyon
çalışmaları ile mümkün olmaktadır.
a. Kaynaştırma Çalıştırmaları
Bu aşamada tüm grubun birbiri ile kaynaşması hedeflenir. Kaynaştırma
çalıştı grubun rahatlaması ve çalışmanın sağlıklı başlayıp, devam etmesi
açısından son derece önemlidir. Kaynaştırma çalışmalarına isim öğrenme
ve tanışma ile başlamak en uygun çalışma şeklidir.
ÖRNEK l :
Katılımcılar, müzik eşliğinde iç içe iki daire halinde zıt yönde
yürürler. Öğretmen (lider) müziği durdurduğunda her iki dairedeki
katılımcılar dururlar ve bulundukları yönden arkadaşlarına dönerek
birbirlerine isimlerini söylerler. Daha sonra hem ismini söyler, hem el
sıkışırlar, daha sonra birbirlerine "nasılsınız?" diye sorarlar.
ÖRNEK 2:
İsim Zinciri
Katılımcılar yan yana ya da daire biçiminde oturur. Biri adını söyler.
Onun solunda oturan, ilk başlayanın adını ve kendi adını söyler. Onunda
solunda oturan ilk ikisinin adlarını ve kendi adını söyler. Böylece en
sondaki çocuk, kendisinden önce gelen tüm çocukların isimlerini ve kendi
ismini söylemeye çalışır.
b. Konsantrasyon Çalışmaları
Kaynaştırma çalışmalarının sonunda katılımcıların artık birbirleriyle
daha iyi iletişim kurabilmeleri beklenir. Konsantrasyon çalışmalarının
amacı ise, grubun dikkatini bir noktaya toplamak ve drama etkinliğine
yönlendirmektir.
ÖRNEK
Üçgen Oyunu
Tüm grup üçe ayrılır. Üçgenin tepesinde olanlar grup başkanı olarak
seçilirler. Üçgenin diğer üyeleri en baştakinin yaptığı izleyerek,
tekrar ederler. Burada önemli olan grup başkanını gözlerken ona dosdoğru
bakmak değil, tam karşıya bakarken görüş alanına dikkat ederek
yapılmasına özen göstermektir. Başın hep aynı yöne bakması önemlidir.2.
2. Oynama (Esas
Çalışma)
Belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun oynama ve bu oyunları
geliştirme çalışmalarından oluşur. Oyun, kişiliğin gelişimi sürecinde
diğer insanlarla pay-aşarak, onları taklit ederek gerçekleştirilir. Sözü
edilen oyunlar bu temel görüşen yola çıkarak uygulama içinde yerini
alır. Yaratıcılık ve imgeleme (hayal) bo-'utları oyunlarla işin içine
girer. Bu aşamada liderin (öğetmenin) dikkat etmesi ;ereken nokta
oyunlarda aşırılığa kaçmamak ve katılımcıları gereğinden fazla 'ormamaktır.
Çalışma grubunun özelliklerine uygun olarak oyunlar seçilir. Oyun
oluştur-na için pandomim, rol oynama, doğaçlama, öykü oluşturma,
dramatizasyon gi-ıi etkinliklerden biri veya bir kaçı seçilerek uygulama
yapılır. Bu oyunlar kimi aman sözcük dağarcığını, duyuları ya da dikkati
geliştiren oyunlar, kimi zamanla taklide dayalı yarışma oyunları
olabilir.
a) Pandomim
Pandomim fikirlerin sözcük olmadan ifade edilmesidir. Oyuncunun
sözcük-îr olmadan hareketlerle bir şeyi anlatması ya da oynaması
şeklinde tammlana-ilir.
Gelişimin ilk yıllarında pandomim sözcük kullanmadan mimikler,
hareketler ullanılarak, bazen de sesler ilave edilerek basit bir şekilde
yapılır. Çocuklar yaratıcı dramayı çocuklara tanıtmada ön çalışmalardan
biri olan pandomimden çok oşlanırlar. Böylece, belirlenmiş bir olayı,
karakterlerin hareketlerini ve durum-ırını ifade edebilirler.
Anaokullarında bazı temel (koşma, yürüme, sekme gibi) hareketler
çocukları pandomime hazırlar. Bu çalışmalar müzik eşliğinde çocuk-ıra
daha hoş gelir. Çünkü koşan atların sesinin, zıplayan kurbağanın
hareketi-in, yarışan arabaların gürültüsünün çıkarılmasında müzik etkili
olur.
Pandomim çalışmaları uygulanırken, çocukların gözlemlerinden ve yaşadık-ırı
tecrübelerden yararlanılmalı ve bu tecrübeler gözönünde
bulundurulmalıdır.
Örneğin, deniz görmemiş bir çocuğa, sandala binme ve kürek çekme taklidi
yap-tırılamıyacağı gibi, hiç kar görmemiş bir çocuğa da karda yürüme ya
da kardan adam yapma taklidi yaptırılmamakdır. Örneğin, hayvanat
bahçesine yapılan bir gezinin ardından, çocuklardan hayvanat bahçesini
ve buradaki hayvanları gözlerinde canlandırmaları istenebilir. Daha
sonra çeşitli hayvanların taklitleri yapılır. Çocuklar önce bir fil gibi
yürürler, sonrada filin hortumu ile birşeyler yemesini taklit ederler.
Daha sonra da arslanlarm kafesi önünde durup, arslanlar gibi kükrerler.
Çocuklar pandomim ortamında geçmiş yaşantılarını hatırlamak için
dikkatlerini yoğunlaştırırlar. Okudukları veya gördükleri bilgileri
anımsamaya çalışırlar ve zihinsel olarak bunları resimleyip,
şekillendirirler. Bu beceriler hemen hemen bütün öğrenme süreçleri
içinde gereklidir. Pandomim etkinlikleri sırasında yapılan çalışmalarla
öğrenme süreçleri daha da kuvvetlenir.
b) Rol Oynama
Rol oynama, imgelemeyle (hayali olarak) ya da açıkça, bir başkasının
veya başkalarının işlevlerini yerine kabullenmedir. Özgün şekliyle G.H.
Mead tarafından kişinin ve toplumun felsefi çözümlemelerinde bir araç
olarak kullanılan rol oynama, günümüzde psiko-terapi, grup dinamiği ve
eğitimde kullanılmaktadır.
Öğretim etkinliğini doğrudan somut olgulara dayamak ve öğrenme konusuyla
ilgili olayların kendilerini incelemek her zaman mümkün değildir. Böyle
durumlarda kullanılabilecek en aktif öğretim yöntemlerinden biri rol
oynama yöntemidir. Rol oynama yöntemi; bir düşünce, durum, problem veya
olayın bir grubun tümü tarafından ya da grup önünde gruptan seçilen
belirli üyelerce dramatize edilmesine dayanan bir öğretim yöntemidir.
Rol oynama yönteminin esasını dramatizasyon teşkil eder. Böyle bir
durumda bir fikir, durum, sorun ya da olay grup önünde dramatize edilir.
Değişik gruplardaki çocuklar için tavsiye edilen drama çalışmalarına
bakıldığında, dramatik oyunda olayların ve durumların canlandırıldığı
görülür. Rol oy-lamada ise oyundaki karakterlerin özellikleri ve hisleri
canlandırılır. Doğaçlama 5e her iki yöntemin karışımıdır. Rol oynama
etkinliklerine başlarken çocukların 'basmakalıp, yüzeysel karakterleri
oynamalarından çok, farklı meslek grupların-an ve bu meslek grupları
içinde de görevleri farklı olan insanlardan oluşmuş >plum tanımları ve
bu kişilerin toplum içindeki rollerini kavramaları çok önemdir. Rol
oynamanın en kolay yolu toplumdaki farklı kişilerin mesleki görevlenin
oynandığı, mesleki pandomimle başlamaktır.
Rol oynama yöntemiyle sadece öğrenme konusu olan problem durumların
azümü değil, rol oynayanların tüm sosyal, kültürel, doğal davranışlarını
anla-lalarını ve insan ilişkilerindeki problemleri kavramaları da
sağlanmış olur. Bu-anla birlikte günlük yaşamın öğretim ortamında
canlandırılması, çocukların îrdeki yaşamlarında karşılaşacakları
sorunların çözümünde etkili bir deneyim ; yaşama hazır olmayı sağlar.
Bu yöntem sayesinde, örneğin, anne rolünü oynayan çocuk, annesinin davra-şlarını
anlayabilir. Şoför rolünü oynarken bir şoförün davranışlarını anlayabi-\
Konunun canlandırılmasında oynayanların tüm vücut hareketleriyle aktif
hale getirilmesi gerekir. Bu aynı zamanda hareketi de beraberinde
getirir.
Özellikle konuşmayı gerektiren rol oynama sırasında çocuk, ses
yüksekliği, aksiyon, telaffuz gibi konuşulan dilin unsurlarını ve
konuşma sırasını bekleme, nleme, başkasının sözünü kesmeme gibi iletişim
unsurlarını doğrudan doğru-çalışmış olur. Rol oynamanın önemli bir
yararı da, o roldeki kişiyle empati rabilmek için gerekli olan, kendini
diğer kişinin yerine koyabilme becerisinin zanılmasıdır.
Rol oynamaya başlamanın en kolay yolu, oyunun lider (öğretmen)
tarafından şlatılmasıdır. Daha sonra çocuklarla bazı roller paylaşarak
dialog yaratılabilir. >1 oynamaya başlama ile ilgili örnekler aşağıda
sunulmuştur:
Piaget rol oynamanın çocuğun eğitimindeki önemini vurgulamıştır.
Piaget'e göre kişisel yaşantılarda karar verme becerisinin gelişiminde,
tarihsel ve sosyal konuları anlamada rol oynama etkili bir öğretim
tekniğidir. Piaget özellikle küçük çocukların rol oynarken hem nesnel,
hem de sosyal çevreyi canlandırarak çok iyi deneyimler kazandığını ileri
sürer.
ÖRNEK l :
Çocukların herbirine sinirli bir postacı, yorgun bir öğretmen, kızgın
bir otobüs şoförü gibi karakterler verilebilir. Uygulamalar sırasında
birkaç karakter biraraya gelerek bir olay yaratılabilir.
ÖRNEK 2:
Çocuklardan denizin altında neler olduğuna dair fikirler geliştirmeleri
istenir. Bu etkinlik için resimler, posterler gerekebilir. Bazı deniz
hayvanları tanımlandıktan sonra, çocuklardan sırayla istedikleri deniz
hayvanım seçmeleri ve sonra da kendilerine göre nasıl
canlandıracaklarına karar vermeleri istenir. Daha sonra ikili - üçlü
gruplar oluşturularak bir oyun içinde rol oynamaları istenir.
c. Doğaçlama
İş alanı, terapi, eğitim ve bireysel gelişim gibi alanlarda geniş bir
kullanıma sahip olan doğaçlama genel olarak monotonluktan ve tek tip
olmaktan kurtulup, aniden gelişen olaylar karşısında yaratıcı olmak
şeklinde tanımlanabilir. Yeni tanışan iki insanın birlikteliğinde
doğaçlama süreci çok iyi gözlenebilir. Böyle bir durumda hiçkimse bir
diğerinin daha sonra ne söyleyeceğini ve nasıl söyleyeceğini bilemez.
Samimi ve içten olmanın yolu yapay davranmamaktır. Bir çocuğun tüm
hareketleri, davranışları ve düş gücünü kullanarak oyun oynaması da
tipik bir doğaçlamadır. Çocukların yetişkin oluncaya kadar geçirdikleri
yaşam oyununda önceden belirlenmiş roller, görevler, mekanlar, olaylar,
yani bir senaryo yoktur. Bu sebeple yaşamda sürekli bir doğaçlama
yapılır.
Beklenmedik bir olayla karşılaşıldığında ne yapılması veya nasıl
yapılması gerektiği konusunda, çoğunlukla pek uzun uzadıya düşünmeden,
doğrudan olay yaşanmaya başlar ve olayın bitiminde, nasıl yaşandığının
değerlendirmesi yapılır. İşte insanlar bunu doğaçlama olarak
adlandırmadan yaşarlar. Gündelik yaşamlarındaki bu doğaçlama onların son
derece doğal davranışlardır. Doğaçlamanın birbirinden kolayca
ayırdedilebilir nitelikte, belirli evreleri yoktur. Doğaçlama süreci
yazarak ya da kaydederek değil, o anda zihinde canlananı oynayarak
yaşanır.
Bu çalışmalar sırasında, önceden ayrıntılar saptanmadığı için, süreç
özgün bir şekilde gerçekleşir. Diğer bir deyişle doğaçlamaların ana
kaynağı bireyin kendi yaşantısıdır. Bu nedenle, katılımcıların
kendilerini rahatça ortaya koyabildikleri, bireysel olarak keyif
alabildikleri bir aşamadır.
Doğaçlama çalışmalarında çocuklar yetişkinlere göre daha fazla
zorlanırlar. Çalışmada daha önceden canlandırılacak durum veya hikaye
bilinse de, çocuklar arasındaki konuşma kolayca gerçekleşmez. Bu yüzden
de doğaçlamayı uygulamak çocuklara rol oynamaktan daha zor gelir.
Başlangıçta en basit hikayeler bile karışık gelir. Bazen anlatılan
hikayenin bir bölümü alınıp geliştirilebilir. Ses efektleri,
materyaller, kostümler de fikirlerin oluşmasında ve hayal gücünün
yarılmasında etkilidir. Ayrıca maskeler ve kostümler kullanılarak farklı
karakterler yaratılabilir.
Doğaçlama çalışmalarında diğer bütün aşamalarda olduğu gibi, katılımcı
özellikleri gözönünde tutularak, kimi zaman da saptanan bir hedefe doğru
belli aşamalar planlanarak yol alınır. Konunun ya da temanın
seçilmesinde ölçüler, gurubun daha önceden geçirdiği yaşantılar ve
grubun ne amaçla bu çalışmaya katıldığına bağlı olarak değişir. Ancak
hangi ölçüt göz önünde tutulursa tutulsun, doğaçlamalar hemen hemen her
yaratıcı drama çalışmasının temelini oluşturur.
Doğaçlama oyun gelişiminde bir araç olarak yer alır. Amacı oynayan
kişinin deneyim kazanmasıdır. Doğaçlama yapan kişi çalışmasını nasıl
planlaması gerektiğini, yaratıcı olmayı ve olayları geliştirmeyi,
durumlar yaratmayı öğrenir. Bağımsız düşünebilme, karar alabilme,
sorumluluk üstlenme, işbirliğine girebilme, sosyal duyarlılık yaratma,
sözel ve eylem olarak daha iyi anlatım kazandırmada yardımcı olur.
Doğaçlama yapmada başarısız olmak diye bir şey yoktur. Doğaçlama aksine
bireye tekrar tekrar deneme fırsatı verir. Doğaçlama yapan kişi
hatalarından yola çıkarak yeni şeyler öğrenir ve başka oyuncuları da
gözlemleyerek doğruları bulmaya çalışır. Doğaçlamanın insanları düşünme
konusunda eğitme işlevi de vardır. Edinilmiş düşünce alışkanlıklarının
her zaman sonuca ulaşmada başarı getiremeyeceğini göstererek, yeni
düşünme yolları kazandırır. Böylece kişi farklı durumlarda yeni
yönelişler üretir.
Drama çalışmalarının bu aşamasında doğaçlamanın çeşitli türlerinden
yararlanılabilir. Bunların başlıca bilinenleri, kişilerin ve onların
özgün kimliklerini konu alan karakter doğaçlamaları, objelerin
kullanılmasından ya da düşlenme-sinden yararlanılarak geliştirilen
doğaçlamalar, kendi bedenini ya da gruptakilerin bedenini kullanarak bir
nesne, eşya, yapı, organizma, araç oluşturma amacıyla yapılan
doğaçlamalar, sonu veya tam ortası verilen bir şiir, öykü, masal ya da
filmin sonunu tamamlama ya da bir kısmı gösterilen portre, resim ya da
fotoğrafın bütününü düşleme ile ilgili doğaçlamalar, bir kentin pazar
yerini, okulunu canlandırma gibi insanlar arası etkileşimin kolaylıkla
gözlenebileceği ortamlara yönelik olan, durumdan kaynaklanan
doğaçlamalardır.
ÖRNEK 1:
Durumlardan kaynaklanan basit doğaçlamalar
Çocuklar yarım ay şeklinde sandalyelere otururlar. Lider (öğretmen)
çocuklara "sizler bir mahallede yaşayan, bir grup insansınız." diyerek,
çocukların ilgisini yapılacak olan doğaçlamaya çeker. Lider "bu
mahallede çeşit çeşit lezzetli dondurmalar satan bir dondurmacı var. Bu
kişinin özelliği, dükkanına gelen mahalle sakinlerinin özel hayatlarını
ve günlük yaşantılarını detaylı bir şekilde bilmesidir" diyerek,
çocukları, mahallede yaşayan bir karakteri seçmeleri ve bu karakterlerle
ilgili olan özellikleri düşünmeleri konusunda yönlendirir. Kendiside
dondurmacı rolünü oynar. Sonra çocuklardan dondurmacı ile konuşmalarını,
diğer katılımcılara kim oldukları konusunda (öğretmen, tamirci, avukat,
doktor, satıcı vb.) ipuçları vermelerini ister. Daha sonra meslekler
konusunda tartışılır.
ÖRNEK 2:
Lider içeriye Noel Baba kıyafetinde girer ve o günün yılbaşı olduğunu
hatırlatarak, "Ben Noel Baba'yım. Çocuklar evlerinde benden oyuncak
bekliyorlar. Bana bu konuda yardım edebilir misiniz?" diye çocuklara
sorar. Daha sonra katılımcılara, onları bir gezintiye çıkartmak
istediğini ve bu gezinti ile çocuklara hangi hediyeleri alabilecekleri
konusunda bir karar verebileceklerini söyler. Daha sonra lider ve
çocuklar bir ulaşım aracı bulmak için düşünürler. Herkes kendi istediği
bir ulaşım aracıyla ülkeyi gezmeye başlar. Ülkedeki çocukların
istedikleri oyuncaklar belirlendikten sonra, çocuklar hangi oyuncak
olacaklarına karar verirler. Daha sonra lider, oyuncak olan çocukların
ellerinden tutarak ülkedeki diğer çocuklara dağıtır.
ÖRNEK 3:
Objelerle oluşturulan doğaçlamalar
Çocuklar daire şeklinde yere otururlar. Lider dairenin ortasına parlak
ve süs-ü bir hediye paketi koyar. Ve içinde ne olabileceğini düşünmeleri
için çocukla-oa süre tanır. Daha sonra çocukları gruplara ayırır ve
birbirlerine bu hediyenin lereden geldiğini, nasıl geldiğini
anlatmalarını ister. Her grup hediye kutusu lakkında bir hikaye yaratır
ve anlatır.
ÖRNEK 4:
Bedeni kullanarak oluşturulan doğaçlamalar
Lider gruptaki katılımcılara kare, dikdörtgen, üçgen ve piramit olmaları
konusunda görevler verir. Katılımcılar hep birlikte bu şekilde
kendilerini benzetmeye çalışırlar.
d. Oluşumlar
Isınma ve rahatlama çalışmalarıyla başlayan, oyunlarla sürdürülen,
doğaçlamalarla geliştirilen drama çalışmalarında artık ulaşılması
hedeflenen en son aşamaya gelinmiştir. Bu aşama oluşumlardır.
Oluşumlarla anlatılmak istenen sürecin özellikle önceden hiç
belirlenmemiş bir çıkış noktasından başlamasıdır. Bu süreçte
etkinliklerin nasıl gelişeceği ve nereye varılacağı önceden
belirlenemez.
Dramanın bu son uygulama yöntemi katılımcıların yaratıcılıklarının en
üst düzeyde gözlenebildiği bir süreçtir. Yine bu aşamada yardımcı pek
çok araç - gereç ya da materyalin kullanılması ile farklı yaşantıların
geçirilmesi sözkonusu olabilir.
3. Rahatlama ve Değerlendirme Çalışmaları
Rahatlamada hem fiziksel, hem de zihinsel rahatlama söz konusudur.
Eklem yerlerinin rahat hareket ettirilmesi, kasların yumuşatılması ve
çocukların sakinleştirilmesi amacıyla etkinliklerin sonunda kullanılır.
Rahatlamayı kolaylaştırmak için ortamda sakin bir müzik ve sözel
yönergeler kullanılır. Burada amaç; çocuğu rahatlatmak ve olayın
tamamlandığını hissettirmektir.
Drama çalışmasının aşamalarının her birinin ya da bir kaçının ardından
tartışma açılması, "ne yaşadınız?", "neler hissettiniz?", "nerede güçlük
çektiniz?" gibi soruların sorulması ve katılımcıların yanıtlaması drama
çalışmalarının önemli aşamalarındandır. Bu çalışmanın ardından
başkalarının davranış biçimleri, duyguları, düşünceleri, deneyimleri ile
ilgili bilgi sahibi olmak bireyin kendi yaşamına bilinçli bir şekilde
göz atması açısından önemlidir.
Çalışmanın bu aşamasında diğer bir amaç da katılımcıları içinde
bulundukları ortamdan kurtararak gerçeğe döndürmektir. Böylece birey
yaşadığı süreci daha iyi gözlem ve analiz etme imkanı bulabilecekti
C. Eğitimde Dramada
Yararlanılabilecek Kaynaklar
Eğitimde drama
çalışmalarında, çocukların ilgisini çekerek, onları teşvik edebilecek ve
kendi eğlenceli oyunlarını doğaçlamalarına yardımcı olabilecek masal,
öykü, efsane, roman, şiir gibi çeşitli kaynakları kullanmak mümkündür.
Bunun yanında, günlük hayatta karşılaşılan, güncel olaylar ve haberleri
liderin (öğretmen) drama çalışmalarında kullanabileceği diğer
kaynaklardır. Bu bölümde eğitimde drama çalışmalarında kullanılabilecek
kaynaklar sırasıyla örneklenerek açıklanacaktır.
1. Masallar
Genellikle olağanüstü kişilere, olaylara, serüvenlere yer verilen ve
ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa anlatılarak geçen hayal ürünü hikayelere
masal denir.Masallar çok eskiden beri, çocukların ilgisini çeken bir
yazı türü olup, gerek özgün, gerekse çeviri örnekleriyle edebiyatın
içinde yerini almaktadır.
Masalı diğer yazı türlerinden ayıran sadece olağan üstü olayların olması
değil, aynı zamanda olayın geçtiği yer ve zamanın da bilinmemesidir.
Masallarda genellikle yer ve zaman, "uzak ülkelerin birinde", "yıllar
önce ve "Kaf dağının ötesinde" şeklinde verilir. Masalda olay
kahramanlarının değişmez, belli özellikleri vardır. Prensler yakışıklı,
prensesler güzel, üvey anneler kötü, ejderhalar ve devler korkutucudur.
Masal konulan genellikle padişah (kral), şehzade (sultan, prens), fakir
kız veya delikanlı gibi kahramanlar çerçevesinde gelişir. Bazen de
özellikleriyle gerçek insana benzemeyen kişiler de bir masal kahramanı
olarak karşımıza çıkabilir. Bütün bu açıklamalarda da görüldüğü gibi
olağanüstü özellikler masala özgüdür. Ancak küçük çocuklar bu olaylar
hakkında neden ve nasıl sorularını sormakta ve cevabını bulmakta
zorlanmaktadırlar. Çünkü somut işlemler dönemindeki çocuklar, tüm bu
anlatılanları gerçek olarak kabul etmektedir. Çocuklar ancak altı
yaşından sonra bu soruların cevabının masala özgü olduğunu düşünürler.
Bu nedenle altı yaştan önce klasik masallar yerine, masalımsı,
özellikler taşıyan, ancak kahraman ve olaylarının çocuğun somut
düşünmesine uygun, hayal gücü sınırlarının dışına taşmayan masallar
olmasında fayda vardır.
Masallar, çocuğun hayal gücünü zenginleştiren, anadilini geliştiren,
dinleme alışkanlığı kazandıran ve öğrenmeye hazırlayan bir araç olduğu
için drama ile ilişki içindedir. Özellikle çocuklarla yapılan drama
çalışmalarında doğaçlama etkinliği için masallardan faydalanılabilir.
Bir drama liderinin (öğretmenin) masalı drama etkinliğinde nasıl
kullanacağına dair, şöyle bir örnek verilebilir:
ÖRNEK
Derekuşu ve Çiçekler (Halk Masalı) :
Bir varmış, bir yokmuş. Bir yaz varmış ama ne yazmış. Sıcak mı sıcak.
Güneş çevreyi yakıyormuş. Günlerdir bir damla yağmur düşmemiş toprağa.
Bütün çiçekler boyunlarını bükmüşler. Susuzluktan ölmek üzereymişler.
Kenarda bir dere akıyormuş. Ama çiçekler derenin suyuna nasıl
ulaşsınlar? Çiçekler ağustos böceğine yalvarmışlar. "Bize dereden biraz
su taşı, yoksa öleceğiz" demişler. Ama böcek yerinden kıpırdamamış ve
çiçeklere su taşımamış. Kelebeğe söylemişler. O da güzel kanatlarını
göstererek "suya yaklaşırsam kanatlarım bozulur" demiş. Sonra uçup
gitmiş. Çiçeklerin sesini bizim derekuşu duymuş ve onlara çok acımış.
Gagasıyla onlara dereden damla damla su taşımış. Böylece çiçekler
ölmekten kurtulmuşlar. Ama derekuşu son çiçeğe de su getirdikten sonra,
yorgunluktan çimenlerin üstüne düşmüş. Orada uyuya kalmış.
Derekuşu uyurken yağmur başlamış. Çiçekler çok sevinmişler. Suya
kavuşmuşlar, kurtulmuşlar ölmekten. Ama içlerinden biri, "şu derekuşu
olmasaydı, yağmur yağana kadar hepimiz çoktan solmuştuk. Bizi asıl o
kurtardı" demiş.
Bütün çiçekler onu haklı bulmuşlar ve derekuşunu korumaya karar
vermişler. Çiçekler eğilerek yapraklarını uyuyan derekuşunun üzerine
germişler. Böylece derekuşu yağmurdan hiç ıslanmamış. Rahat rahat
uyumuş. Ama masal bu ya, çiçeklerin renkleri yağmurdan kuşun üstüne
akmış. Derekuşunu renk renk boyamış. Uyandığında öteki kuşlar "Renkli
kuş, güzel kuş sen kimsin?" diye sormuşlar. Çünkü onu tanıyamamışlar.
Küçük derekuşu şaşırmış. Derenin kenarına uçup suya bakmış. Suya bakınca
ne görsün? Renkli renkli tüylerle bezenmiş, güzel bir kuş olmuş. Tabi
derekuşu buna çok sevinmiş."
Lider masalı çocuklara okuduktan sonra, çocukların masalı doğaçlama ile
canlandırmalarını isteyebilir. Fakat amaç masalı olduğu gibi oynamak
değil, masalı bir çıkış noktası olarak kabul edip, buna göre yeni
çözümler oluşturabilmek olmalıdır. Böyle bir masal için maske, makyaj ve
kostüm kullanılması uygun olur.
Lider masalın başını okuduktan sonra, sırayla kahramanları seçer. Bunun
için de küçük bir oyun kullanabilir. Çünkü gruptaki herkesin derekuşu
olma şansı yoktur. Örneğin, adil bir oyun olması açısından sandalye
kapmaca oynanabilir ve bu oyunun sonucunda birinci olan kişi derekuşu
rolü için seçilebilir. Grubun diğer üyeleri de masal kahramanları
rollerini üstlendikten sonra, masal konusu doğaçlanır. Masaldaki
sonuçtan farklı bir sonuca ulaşılabilir. Bütün masallar bu ve bunun
benzeri tekniklerle dramatize edilebilir.
Masalımsı Hikayeler (Fobi) : Çocuğun hayal edebileceği olağanüstü
özelliklerle süslenmiş, ancak çocuğun yaşantısında karşılaştığı
olaylarla işlenmiş masalımsı hikayeler çocuklar için oldukça ilgi
çekicidir. Masalımsı hikayelerde, klasik masallardaki olağanüstü
kahramanlar, sihir, büyü gibi olağanüstü unsurlar mevcut değildir. Canlı
ya da cansız kahramanlar, yaşamdan alınan olaylar, hayal unsurları ile
süslenmiştir. Çocuğun bu hayal unsurlarını somutlaştırarak kullanması ve
düşünmesi mümkündür. Örneğin, hayvan kahramanlarının okula gitmesi,
dişini fırçalaması, uzayda arkadaş edinmesi, bulutların arkadaşlığı,
çocuğun şemsiyesi ile konuşması gibi olaylar onlara daha ilgi çekici
gelmektedir.
Burada da yine masalımsı hikayelerin dramatik oyunda kullanılması
sözkonusudur. Kullanılacak masalın seslerle canlandırılması da bir drama
tekniğidir.
ÖRNEK
Küçük Tren
Evvel zaman içinde bir küçük tren varmış, îki istasyon arasında gider
gelirmiş. (Çocukların dikkatini çekmek için tren kelimesi yüksek sesle
söylenir ve çocukların hep beraber trenin çalışma sesini çıkarmaları
için beklenir). Küçük bir lokomotifi olduğu için tek bir vagonu varmış
ve yalnız posta taşırmış. Bir gün yükünü almış. Yola koyulmuş,
gidiyormuş. Önüne büyük bir tren çıkmış (çocukların daha yüksek bir tren
çalışma sesi çıkarmaları beklenir). Büyük tren bozulmuş ve içindeki
yolcular inmişler.
İstasyon şefi trendeki öğrencilerin okula yetişmesini istiyormuş. "Şu
küçük treni öne alalım, postayı boşaltalım, sonra öğrenciler binsin.
Belki onları taşıyabilir" demiş. Hemen küçük treni öne almışlar. Sonra
peşine iki vagon eklemişler. Küçük tren buna çok sevinmiş. Çocuklar
vagonlara doluşmuşlar. Tren düdüğünü çalmış. (Çocuklar ses çıkarır).
Küçük tren hareket etmiş. Başlamış çekmeye (çocuklarla birlikte önce
yavaş yavaş, sonra hızlanarak trenin çuf çuf sesini çıkarırlar).
Çocuklar yol boyunca sevinçle el çırpmışlar, şarkı söylemişler.
2. Hikayeler
Belirli bir zaman ve yerde bir veya birkaç kişinin başından geçen,
gerçeğe uygun bir olayı anlatan veya birtakım kimselerin karakterlerini
çizen ve çoğu kez birkaç sayfa tutan, kısa yazılar "hikaye" olarak
tanımlanır.
Okulöncesi dönemdeki çocuklar yaşamlarından alınmış olayların hareketli
bir anlatımla verildiği hikayeleri zevkle dinlerler. Hikayelerde gerçek
olayların ele alınması nedeniyle çocuğun bilgi kazanması ve toplumsal
beklentilerin gerçekleştirilmesi kolaylaşır. Yaşadığı toplumun kültürel
yapısını öğrenmesine de hikayeler yardımcı olur. Hikayeler de kullanılan
farklı karakterler çocuğun ;örüş açısını genişletir, deneyim kazandırır.
Eğlendirici özelliklerin, mutlu olayların ele alınması çocuğun hoş vakit
geçirmesine, mutlu olmasına yardımcı olur. Çocuklar bunlardan dolayı
hikaye dinlemekten hoşlanırlar. Çocuklara anlatılan bir hikaye zaman
zaman dramatize ettirilebilir.
Dramatizasyon çalışmalarında öğretmen çocuklara yakın davranan ve sözlü
anlatımın gelişmesinde rehber olan kişidir. Öğretmen hikayenin
yorumlanması sırasında, çocukların oyuna kendilerinden bir şeyler
katmaları için cesaretlendir. Bunun için aynı hikaye birkaç kez
dramatize edilse bile, birbirine benzemez e her defasında yeni bir oyun
gibi canlı ve tazedir.
Dramatizasyona uygun hikaye kitabı seçerken bazı noktalar göz önünde
bulundurulmalıdır. Çünkü hikaye seçimi dramatizasyonun başarıya
ulaşmasındaki ilk basamaktır. Seçilen hikayenin hem öğretmene, hem de
çocuğa hitap etmesi, kolayca oynanabilecek nitelikte, dilinin anlaşılır
olması gerekmektedir. Hikaye seçimi dramatizasyonun ilk adımıdır. Daha
sonra hikaye dramatize edilir. Dramatizasyon olay ve durumların
oynanmasıdır. Hikaye ya okunur ya da liderin kendi kelimeleriyle
anlatılır. Hikaye anlatımında hangi metot kullanılırsa kullanılsın,
üzerinde durulması gereken nokta, çocuğun hikayedeki hareket ve
karakterlerinin birbirleriyle etkileşimini anlamasıdır.
Dramatizasyona başlarken "kimsenin daha önce duymadığı yeni bir hikaye
oluşturacağız" şeklinde bir açıklama yapmak etkinliğe başlamak için iyi
bir yoldur. Daha sonra gruptaki çocuklar, daire olarak yere otururlar.
Öğretmen hikayeyi başlatır. Örneğin; "Bir gün bir ülkedeki kral uykudan
kalkmış ve aynaya bakmış. Bir de ne görsün..." Liderin (öğretmen)
sağında oturan çocuk, öyküye kendisinden bir parça ilave eder ve gruba
söyler. Örneğin "saçları bembeyaz olmuş"... Daha sonra kendine sıra
gelen diğer bir çocuk, öyküye bir cümle daha der ve çalışma böylece
devam eder. Oluşturulan hikaye çocuklar tarafından oynanır.
3. Efsaneler
Doğa üstü varlıkları, hayali olayları konu alan ve bir halkın
yaşadığı olayların ya da o halkın aile düzeni ve toplumsal ilişkilerini
temellendiren yapıların anılarını düşselleştirerek yansıtan halk ya da
edebiyat anlatışına efsane (mit) denilmektedir.
Efsanelerin içerikleriyle ve birçok kuşak arasında yayılma biçimleriyle
önemli toplumsal işlevleri vardır. Ayrıca efsaneler sık sık ayinlerle de
birleşirler. Örneğin, Afrika'da belli bir yaş sınırı için düzenlenen
geçiş ayininde, aşiretin kurucusu olarak görülen ilk insanın efsanesi
yinelenir.
ÖRNEK
Ar akne
Eski çağlardan birinde Arakne adında çok iyi dokuma yapan bir kız
yaşarmış. Arkadaşları dışında kimse onun çok iyi dokuma yaptığını
bilmezmiş. O ülkenin bir de dokuma tanrısı varmış ve tanrı kendi
dokumalarının dünyanın en iyi dokumaları olduğunu söylermiş. Fakat
Arakne kendi dokumalarının da tanrının dokumaları kadar güzel olduğunu
düşünüyormuş. Arakne çevresindekilere kendi dokumalarının tanrılarının
dokumalarında daha güzel olduğunu söylemeye başlamış. Bir gün bu sözler
tanrının kulağına gitmiş ve Arakne'yi bulup onu cezalandırmaya karar
vermiş. Tanrı Arakne'yi bulmuş ve ona, başkasının kılığına girerek bu
düşüncesinin halen devam edip etmediğini sınamış. Arakne ısrarla
kendisinin dokumalarının daha güzel olduğunu iddia etmiş. Bunun üzerine
tanrı onu ölümle cezalandırmış. Halk ve arkadaşları buna çok üzülmüş ve
tanrıya gidip yalvarmışlar. Tanrı düşünmüş, taşınmış ve Arakne'yi
dünyaya bir örümcek olarak tekrar getirmiş. Bu yüzden de örümcekler
kendi evlerini çok güzel dokurlar.
Efsaneler öykü ve hikaye de olduğu gibi dramatizasyon ile
canlandırılabilir. Bununla birlikte efsanenin bir kısmı okunup kalan
kısmının çocuklar tarafından tamamlanarak doğaçlanması yapılabilir.
4. Romanlar
Daha çok insanların serüvenlerini, karakterlerini, düşünce ve
duygularını ayrıntılarıyla, kendine özgü bir biçimde anlatan uzun düz
yazılara verilen isimdir.
Romanda anlatılanlar hayali veya gerçek hayat durumlarına dayanabilir.
Roman konuları,
Roman konuları,
Yakın çevre ile ilgili,
Hayvanlarla ilgili,
Mizahi,
Serüven ile ilgili,
Duygusal konularla ilgili,
Tarihi konularla ilgili,
Gezi ile ilgili olabilir.
Hikaye ve roman edebiyat türü olarak birbirlerine çok benzerler. Ancak
ha-bakımından farklıdır. Yani romanlar sayfalara yazılabilirken, hikaye
birkaç sayfadan oluşur. Çocuklar romanlarda, çeşitli konulara ilişkin
olarak çözülmesini gerekli gördükleri sorunların karşılığını, olayların
sebebini açıklayan bilgileri ve yorumları bulabilirler. Romanlar çocuğun
hayat tecrübelerini zenginleştirir, türlü insan tipleri üzerinde
düşünmelerine imkan sağlar. Geliştirmekte oldukları değer yargılarının
daha açıklık kazanmasına yardımcı olur.
5. Şiirler
Şiirler hayal gücü, duygusallık, uyum ve ölçü gibi kendine özgü
anlatım biçimi olan edebiyat türüdür. Çocuğa güzellik, insanlık
duyguları kazındırır. Şiirler ritm ve ahenk sağladığından çocuklar
tarafından sevilir. Kafiyeler, kelime oyunları, çocuklardaki ritm
ihtiyacını besler.
Olayların, insanların, cansız varlıkların duygulu, renkli ve etkili bir
biçimde ildiği şiirler her dönemde olduğu gibi, okulöncesi dönemdeki
çocukların da duygusal ihtiyaçlarına cevap verir ve onlara duygusal
zenginlik sağlar. Şiirler zamanda çocuğa düşünce zenginliği ve esnekliği
de kazandırır.
Çocukların şiirle ilişkisi önce dinlemekle başlar. Sonraları kendileri
okuyarak, ezberleyerek bu ilişkiyi sürdürürler. Şiirler zevkli
tekerlemelerle başlayıp, ileri yaşlarda estetik duygusunun gelişmesine
neden olur. Çocukların sevdikleri şiirler canlı, hareketli, melodik,
vezin ve kafiyeli şiirlerdir. Bu yüzden öğretmen şiir seçerken, çocuğun
düşünme ve olayları algılayış biçimini, duygularını ifade ediş biçimini,
sözcük dağarcığını, dikkat süresi gibi özelliklerini dikkate almalıdır.
Seçilen şiir çocukta anlama ya da söylemede güçlük yaratacak olursa,
çocuğun şiire karşı olumsuz tavır geliştirmesi söz konusu olabilir.
Şiirler okulöncesi çocukların anlayabileceği kadar basit ve ilgi
çekiciyse hemen öğrenilip ezberlenebilir. Bu tip şiirlerin içine "parmak
oyunu" denilen tekerleme türü şiirler de girmektedir. Parmak oyunları
söylenirken, parmak ve vücut hareketlerinin de yapılması drama ile
ilişkilendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte parmak
oyunları oldukça yalın bir dramatizasyon türüdür. Okunan ve dinlenen
basit durumların eylemleştirilmesinde bu tür seçilir. Eylemleştirmenin
tamamı parmakla yapılır. Öğretmen önce kendisi yaparak çocukların parmak
hareketlerini nasıl yapacaklarını gösterir. Parmak oyunları dra-manın
diğer türlerine bir geçiş olarak da düşünülebilir. Başka bir deyişle,
okulöncesi dönemdeki çocuklarla yapılan çalışmalardaki rahatlama ve
ısınma çalışmasında bu teknik kullanılabilir.
ÖRNEK l :
İki ev
Tepede iki ev var (iki el yumruk yapılır, öne uzatılır). Bu evde Ayşe
oturur (Bir yumruk öne uzatılır, baş parmak çıkarılır). Bu evde Ali
oturur (Diğer el yumruk yapılır, öne uzatılır ve baş parmak çıkarılır).
Bir gün Ayşe evinden çıktı. (Baş parmak gösterilir). Tepeye tırmandı,
tepeden aşağı indi. (El yukarı, aşağı hareket ettirilir). Fakat
kimseleri göremedi. Ayşe evine girdi. Kapısını kapattı. (Baş parmak avuç
içine saklanır). Ertesi gün Ali evinden çıktı. (Yukarıdaki sözler ve
aynı hareketler tekrarlanır). Bir başka gün Ayşe ile Ali evlerinden
çıktılar (İki elin baş parmaklan kaldırılır). Tepeye tırmandılar,
birbirlerini gördüler.
Ayşe Ali'ye "Günaydın nasılsın?" dedi (baş parmaklar hareket ettirilir).
Sonra el e tutuştular ve okula gittiler (İki baş parmak birleştirilir).
Yaratıcı dramada şiir çalışmaları bireyin imgelem gücünü geliştirmedeki
önemli anahtarlardan biridir. İmgelem gücünü geliştirmeye yönelik şiir
çalışmaları genellikle daha büyük yaştaki gruplarla uygulanan bir
tekniktir. Bu sayede rey, düş gücünü de harekete geçirir. Şiir
çalışmaları aynı zamanda bireyin sözcük dağarcığını da geliştirir.
Bireyin kelime hazinesine yeni sözcükler katar. Günlük dili eskimiş
sözcüklerden arındırır. İletişimsel becerileri artırır. Şiir okuyucusu
ve dinleyicisi olarak bireyi geliştirir.
ÖRNEK 2:
Öğrenciler dört gruba ayrılır. Her grup için kendilerine verilen
şiirlerin okun-ısı sağlanır. Şiirlerin okunması bitince, gruptan bu
şiiri canlandırmaları ister. Canlandırdıkları şiirler için her gruba,
tek sözcükten oluşan bir başlık bulmaları söylenir. Gruplar tarafından
bulunan başlıklardan yola çıkarak her öğrencinin kendi şiirini yazması
istenebilir. Seçilen sözcüklere ve belirlenen satırlara üç satır örnek
olarak verilebilir.
"Çocuktum, güzellik, doğa,
Yaşam, sevgi, bekleyiş,
Bahar, mutluluk, aşk"
Bu sözcüklerden ve belirlenen satırlardan sonra yazılan şiire Sare
Ünal'ın yazdığı örnek verilebilir.
Çocukluğum doğada güzelliklerle geçti,
Bekleyiş dolu sevgili yaşam,
Aşk mutluluktur, baharsa sevgi.
Öğrencilerin kendi şiirlerini yazmaları için belli bir süre verilir.
Daha sonra isteyenlerin kendi şiirlerini gruba okumaları sağlanır.
6. Güncel Olaylar
Kitle iletişim araçları, bireylerin dış dünya ile ilişki kurmalarını,
bilim ve teknikteki gelişmeleri izlemelerini, çok uzaklarda meydana
gelen toplumsal, kültürel ve politik olaylardan, çağdaş sorunlardan
haberdar olmalarını sağlar. Drama sürecinde kitle iletişim araçlarım
düşsel olarak yararlanmak çocuklar için zengin yaşantılar sağlar. Diğer
taraftan bu araçlar hakkındaki olumsuz algılamaların düzeltilmesi ya da
varolan düşüncelerin analiz edilmesi konusunda yeni fırsatlar oluşturur.
Birey bu süreci yaşarken, mevcut resim, fotoğraf, gazete kupürleri gibi
malzemeleri farklı biçimlerde değişik amaçlar için kullanır. Bu
çalışmalar içinde öğrenir.
ÖRNEK l:
Öğrencilerin sırtlarına kitle iletişim araçları yoluyla tanınan
siyasetçi, sporcu, sanatçı, gazeteci, öykü yazarı, sunucu, şak gibi
kişilerin resimleri bantla yapıştırılır. Oyunun her öğrencinin kendi
sırtındaki resmin kime ait olduğunu buluncaya kadar sürdürüleceği
söylenir. Resmin kim olduğunu bulmada önemli olan kural, yanıtı evet ve
hayır olan değişik soruları, istediği arkadaşlarına sormaktır. "Türk
müyüm, yaşıyor muyum?, kadın mıyım?, son kitabım ödül aldı mı?" gibi
sorular sorulabilir.
ÖRNEK 2:
Öğrenciler dört eşit gruba ayrılır. Her gruba, gazete ve dergilerden
kesilmiş çeşitli renklerde ve büyüklüklerdeki resimler verilir.
Gruplardan bu resimleri çeşitli biçimlerde sıralayarak ya da gruplayarak
televizyon programları oluşturmaları istenir. Bunu yaparken görüntünün
arkasındaki seslerin kendileri olacağı, programın türüne göre
konuşmacıların bu resimleri kullanacakları anlatılır. Her grubun
bulunduğu alanın bir televizyon stüdyosu olduğu hatırlatılır. Çocuklara
kendi televizyon haberlerini oluşturmaları için gereken süre verilir.
Öğrencilerin hazırladıkları sonra dört ayrı televizyon kanalının
programlan ırayla izlenir ve alkışlanır. Daha sonra, her öğrenciden
izlediği televizyon programları ile ilgili eleştiri, öneri ve
dileklerini yazmaları istenir. Daha sonra bu eleştiri ve öneriler
okunur. Bir sonraki aşamada da mektubu yazan kişilere nasıl ir cevap
verileceği konusunda tartışılır. Grubun kararına uygun olan cevap
azılır. Bu aşamaların tümünde her gruba canlandırmalar için belli bir
süre verir. |
|